Bundan 13 yıl önce Gezi Parkı’nın yok edilmesine karşı sınırlı sayıda kişiyle başlayan nöbetler; polislerin orantısız güç kullanımı, AKP Rejimi’nin baskılarına karşı biriken öfke, geleceksizlik hissi gibi nedenlerle büyüyerek ülkenin tamamına yayılan bir isyan tablosuna dönüşmüştü. Bugün 13 yıl geçmesine rağmen aynı irade, eylemliliklerimize yol göstermeye devam ediyor.
Devrimci Dalga
Bugün baktığımızda o dönemki Devrimci Dalganın birçok insanın görüşüne ve hareketlerine etki ettiğini görürüz. Günümüzde aktif olarak iktidar saflarında yer alan sanatçıların bile birçoğunun o gün Gezi’de olması birçokları için bu Dalganın etkisinin en net göstergelerinden biri oldu. Devrimci Dalganın yükseldiği süreçlerde insanların bazen fikren, çoğu zaman da çıkarları uğruna nasıl görüşlerinin tam tersi noktaya aniden gelebildiğini, hatta kendini kanıtlama arzusuyla en azılı şekilde savunmaya başlayabileceğini hep birlikte gözlemledik. Bu Dalga tersine aktığında da aynı kişilerin nasıl düzen ideolojisini savunduklarını görüyoruz.
Günümüze yakın bir örnek olarak 19 Mart’ın da Gezi kadar büyük olmasa da ünlü isimler üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu; bu kişilerin işlerini kaybetme korkusuyla sessiz kalmaya çalışırken, kendilerini takip eden milyonların tepkisinden çekinip Mustafa Kemal fotoğrafı paylaşarak kendilerini sağlama almaya çalıştıklarını gözlemledik.
Günümüz ve Gezi
Bu 13 yılda değişen pek çok şey oldu, 19 Mart gibi kitlesel direnişlerde hala Gezi’den miras kalan kavga yolumuzu aydınlatmaya devam ederken, AKP Rejimi’nin geçmişi unutturup bizi düşmanlaştırma çabası çeşitli sonuçlar vermeye başladı.
AKP Rejimi’nin bu çabalarına destek olan en önemli değişim ise 2013’ten bu yana gelişen sosyal medya kültürünün, egemenlerin elinde bir manipülasyon aracı olma halinden ötürü artan alt-right düşüncenin etkisi oldu denebilir. Gençlerin belirli kesimlerinde Gezi Direnişi’nde yan yana gelen farklı ideolojilere karşı düşmanlık yaratıldı. Gezi’nin meşruluğu, büyük oranda o dönemi yaşamamış ve sosyal medyada alt-right düşüncenin etkisi ile büyümüş gençler aracılığıyla tartışmaya açıldı. Polisle karşı karşıya gelen herkesin “terörist” olduğu düşüncesinin işlemesiyle günümüzde farklı tartışmalar artmaya başladı.
Artık gençlik özelindeki çalışmalarda gördüğümüz üzere, yükselen alt-right dalga ve buna yol açan çeşitli propaganda araçları Gezi’nin imajını büyük oranda muğlak bir hale getirdi. Bir yandan kitlesel bir alanda polisle karşı karşıya gelindiğinde hala Gezi’den miras kalan sloganlar öne çıkıyor, bir yandan sosyal medyada Berkin Elvan anmaları gibi Gezi ile ilgili paylaşımlar büyük tepkiler çekiyor. Zamanında toplumun en muhafazakar kesimlerinde bile yankı bulan, dünyanın en kitlesel anmalarından birine dönüşen bu süreç, bir çocuğa yaşatılan sonun halkta yarattığı öfke ve üzüntü unutulmaya çalışılıyor.
Sosyal Medya ve Gerçeklik
Bu durum belirli bir tartışmayı doğuruyor: Sosyal Medya, gerçekliği gösteriyor mu?
Bu sorunun cevabı aslında hem evet hem hayır. Sosyal medya artık 2. bir dünya olarak nitelendirilebilir. Sosyal medya; günümüzde baktığımızda gerçek düşüncelerin tartışıldığı bir ortam olmasının ötesinde, belirli ajandaların şirket ve devletler eliyle gündeme sokulduğu ve manipülasyon yapıldığı bir alan. Sosyal medya; birçok skandalda kanıtlandığı üzere, önüne ne düşeceği, hangi fikirlerin tartışılabileceği, hangilerinin saman altı edilebileceği şirketlerin kontrolünde olan bir alan. Yine birçok skandalda ortaya çıktığı üzere sosyal medyada gerçek gibi gözüken, hayatları olan, işleri olan, arkadaş çevreleri olan ama aslında hiçbiri gerçek olmayan hesaplar bulunmakta. Bunların yanında belirli ajandalı gruplar ve partiler sokak örgütlenmesi yaparak sosyal medyada egemenler eliyle yaratılan ideolojinin yayılması, birçoğu milliyetçi olan belirli değerler üzerinden gençlerin manipülasyonu görevlerini layığıyla yerine getiriyorlar.
Tüm bunlar, sosyal medyadaki tartışmaların çoğunun yapay olduğunu gösterse de tehlike gerçektir; çünkü bu sahte tartışmalar üzerinden kitle analizleri yapılarak propaganda araçları daha da geliştirilmektedir. Bugün Gezi’nin meşruluğuna yönelik dijital saldırıların alt-right çevrelerde alıcı bulması ve yayılması, tam olarak bu medya illüzyonunun bir sonucudur.
Sonuç olarak
Sosyal medyadaki yapay algı operasyonları, sokaklardaki faşist operasyonlar ne kadar güçlü olursa olsun, gerçek tarihin ve sokağın hafızası dijital kodlarla silinemez. Üzerinden 13 yıl geçmiş bir direnişin mirası, günümüzü ve geleceğimizi şekillendirmeye, mücadelemize güç katmaya devam etmekte. Bu direnişin hakikati bütün propaganda araçlarından daha güçlüdür ancak bu manipülasyonlara karşı sosyal medya ve sokakta gereken cevabı veremediğimiz noktada bugünkü dağınık tablo açığa çıkmaktadır ve geçmişin egemenler tarafından yeniden yazılmasına neden olmaktadır. Egemenlerin bu anlatısına karşı Direniş’in mirasını tarihe silinemez bir sayfa olarak yazmak, geride kalan bizlerin görevidir.
Bugün hala Gezi’den ötürü içeride olan arkadaşlarımızı özgür günlerde karşılayacağız.
Gezi Şehitlerimizi mücadelemizle yaşatacağız.
Gezi Şehitleri ölümsüzdür!
Karanlık Gider Gezi Kalır!

